Kuyruğunu yiyen yılan

8 Haz 2017
ccegitim
285
0

Kuyruğunu yiyen yılan

Bilinçaltı tıpkı kuyruğunu yiyen yılan misali sonsuz döngüsü içinde kendi gerçekliğini kendisi gerçekleştirir.

Bilinçaltı sizin söylediklerinizi akıl süzgecinden geçirip kendince doğru olanı alacaktır.” diye düşünüyorsanız, üzgünüm..

Bilinçaltı siz ne derseniz onu alır ve kaydeder. Doğruyu yanlışı ayırt edecek durumda değildir. Tekrar edelim; bilinçaltı bir uşaktır ve sizin emirlerinizi yerine getirmek için bekler. Emirlerinizin doğruluğunu sorgulamaz. Ve en önemlisi kelimelerinizin olumlu olumsuz olduğunu algılayamaz. Kelimelerin kökü ile ilgilenir. Sonuna eklediğiniz ekleri de analiz edemez.

Örnek verelim:

Kazasız belasız git!” cümlesinde, bilinçaltımız “kaza belayı” alır. Ve hemen emir telakki eder.

Bu cümlenin yerine:

Sağlıkla git” dendiğinde ise bilinçaltının alacağı kelime “sağlık” olacaktır.

Örnekleri çoğaltalım:

Hasta olmayacağım.” Bilinçaltının aldığı kelime “hasta”,

Yemek yemeyeceğim.” Bilinçaltının aldığı kelime “yemek”,

Geç kalmayacağım.” Bilinçaltının aldığı kelime “geç”.

Sen ne kadar geç kalmamak için direnirsen diren, sanki gizli bir akit imzalamışçasına tüm trafik, araçlar, insanlar, geç kalmana hizmet ederler.

Aç değilim.” Bilinçaltının aldığı kelime “aç”.

Sıkıntı yok.” ,“sıkıntı”,

Problem değil.” ,“problem”,

Sigara içmeyeceğim.”, “sigara”,

Yalnız kalmayacağım.”, ”yalnız”.

Kendini sigara içerken düşünme!” dendiğinde, elimizde sigarayla kendimizi imgeledik ve o ana gittik. Oysa ki cümlede “Kendini sigara içerken düşünme!” diyor. Neden engel olamadık? Bilinçaltı “kendini sigara içerken düşün!” diye algıladı. Tam da kelimelerin kökü ile ilgilenir, ekleriyle ilgilenmez kısmına uyan bir örnek.

Başka bir örnek:

Ne zaman büyük konuşsam başıma gelir.” deriz

Sen gidip de “Ben asla ama asla sarışın biriyle evlenmem dersen” , bilinçaltı “sarışın biriyle evlen” kelimesini aldığı için al sana bingo! (esmerlerden hoşlanmana rağmen yanında sarışınla gezersin artık.:) )

Arabayla yeni trafiğe çıktığımda, “Bu insanlar bir arabaya nasıl arkadan vururlar yani nasıl koca arabayı görmezsin de arkadan çarparsın. Herhalde yapmayacağım tek kaza arkadan çarpmak olur” diyordum. Ve bu benim inancımdı (Buna çekirdek inanç da denir.)

Bir sabah Kasımpaşa’dan Taksim’e arabamla işe giderken bir binek araç kaldırıma aniden çarpınca önümdeki kamyonet, araca ben de kamyonete arkadan çarptım! Hatta başka bir kamyonet de benim arabama arkadan çarptı. Sonuç: Araba pert.

Uşak işbaşında. İnancım beni yarı yolda bırakmadı.